Çok mu çok sosyaliz?

ComScore’un 2013 verilerine göre Avrupa’nın en yoğun internet kullanan en geç ülkesi Türkiye iken en yaşlı ülkesi Almanya.
Almanya’nın yaşlı ve daha da yaşlanan, Türkiye’nin genç ve gelişmekte olan bi ülke olduğu klişe. Mevcut veriler ve izlenimlerden de böyle bir listeyi hazırlamak haliyle kolay. Esasında ülke olarak ‘Ehehe nasıl solladık ama?’ gibi yersiz düşünceler yerine bu tablodan yola çıkarak üzerinde durmamız gereken konu Avrupa’nın gençleri fillik fillik Avrupa’yı, dünyayı gezerek sosyalleşirken 2013 Türkiye’sinde gençlerin Facebook gruplarında, Youtube’da arabesk-rap videoları altında sosyalleşiyor olması.
İnternettin nimetleri, öğrenilebilecek sınırsız bilgi ve fayda konusunda hemfikiriz fakat yurttaş ve netdaş bir genç olarak şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim ki dijital sosyallik ve real-time sosyallik tartışmasız çok farklı deneyimler. Ve biz belki de gençler &ülke geleceği açısından en önemli şey olan sosyallik ve dünyayı&farklı kültürleri tanıma konusunda Avrupa ülkeleri arasında en sığ sıralardayız.
Vel hasıl kelam, aslolan olayların altında yatan nedenlerdir.
Eurovision 2013 Favorilerim
Yılın en sevdiğim zamanlarına geldik yine. Hem havalar ısınıyor, çiçekler açıyor, kuşlar ötüşüyor hem de tüm Eurovision adayları, şarkıları belli oluyor. Bir Eurovision fanatiği olarak bu yıl da aday olan tüm şarkıları tek tek dinledim ve analiz ettim.
Ülke olarak bu yıl yarışmaya katılmıyor olduğumuzdan mı (aidiyet duygusu her zaman çok mühim.) yoksa kalitenin düşmesinden mi bilemiyorum ama bu yıl aday şarkılar bana biraz sönük geldi. Neyse efendim, lafı fazla uzatmadan favorilerimi sizlerle paylaşayım;
5. Fransa
4. Malta
3. İsviçre
2. İzlanda
1. Norveç
Ve son olarak yılın en kötüsü ödülü Romanya‘ya gidiyor.
Sevgiyle kalın!
Toplumdan saklanan vahiyler!

Araştırmacı-soruşturmacı blogger Harun yine iş başında. Yüzlerce yıl önce gelen vahiyler kitaplaştırılırken unutularak yazılmayan bazı vahiylerin perşömenlerini sizler için ele geçirdim!
İşte o vahiyler;
- Topluma açık alanlarda (üst geçit, metrobüs durağı vd.) sigara içme. Dumanı ile başkalarını rahatsız etme.
- Toplu taşıma aracında isen sırt çantanı omzuna al.
- Yürü. Oyununu evde oynar, tweetini uygun bir yerde atarsın.
- Trafikte yayalara yol ver. İnsan ol, olmak caiz.
- Twitter’da sahte takipçi satın alma. (Bir ReTweet uğruna ya’rab ne varoşlar doğuyor.)
- Bencil olma. Saygı duy.
Uyardık olmadı, sıra en güçlü koz olan dine geldi. Şimdi siz düşünün!
Everybody’s gonna love tonight!

Merhaba herkes!
17 Mart Pazar’ı diğer günlerden ayrı bir güzel geçti. Çünkü Mika İstanbul’daydı! Daha biletin satışa çıktığı ilk günden dev bir heyacanla biletimi alıp zorlu bi bekleyiş içerisine girmiştim.
Mika’ya yağdırdığım övgülere blogumdan ya da sosyal ağlardan mutlaka denk gelmişsinizdir, sevgim büyük. 2010 yılındaki konserine gidememiş olmamın acısını bu yıl delice dans ederek çıkardım! Neyse ki Mika yakın zamanda tekrar geleceğinin sözünü de verdi…
Mika’ya selam, şarkılara devam!
Not: Hurts ve IAMX’i de aramızda görmek isteriz.
Sahnede Şu Sıralar
Tiyatro sevmeyeniniz pek azdır muhtemelen. Ben de şu sıralar izlediğim oyunları sizler için bu yazıda anlatacağım. Şayet girmeden önce sizi nelerin beklediğini bilin. Söz veriyorum, spoiler vermeyeceğim. :)
Türkiye Kayası
Türkiye Kaya’sını geçtiğimiz ay sonunda Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde gerçekleşen galasında izleme fırsatı buldum. Doğruyu söylemek gerekirse oyuna girmeden önce hem oyuncu kadrosu hem de hikayesi sebebiyle heyecan ve merak içerisindeydim. Oyunun kadrosu, yazarı ve yönetmeni ile ilgi bilgilere bu linkten ulaşabilirsiniz.
Oyun, Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç eden bir ailenin trajik hikayesini ele alıyor. Hikayesi gereği başarılı bir komedi olabilecekken oyunun yazarı klişelerle dolu, alışılmış bir dram yazmayı tercih etmiş. Bunun üzerine bir de aile kızını canlandıran arkadaşımızın kendine büyük gelen rolünü hesaba katacak olursak, sahnelenen diğer oyunları tercih etmeniz daha iyi olacaktır.
Gerek tiyatro, gerek sinema, gerekse edebiyatta beklediğim en önemli şey bir sonraki adımı tahmin edememek. Ne yazık ki Türkiye Kayası’nda daha ilk dakikalardan kafanızda tüm oyunu çizebiliyorsunuz.
Yağmur Durduğunda
Yağmur Durduğunda, arkadaşlarımın yorumları ve sözlükten okuduğum entryler nedeniyle çok merak ettiğim bir oyundu. Ve kesinlikle yapılan tüm övgüleri hak eden, son yılların en iyi dramlarından biri! Andrew Bovell tarafından yazılan bu oyunu Türkçe’ye yine oyunculardan biri olan Ezgi Yentürk çevirmiş.
Oyun, farklı zamanlarda ebeveynlerinin günahını çeken çocukları ele alıyor. Zamanlar arası geçiş ve kurgusu açısından Cloud Atlas filmini anımsamak mümkün olmasına karşın ekip herhangi bir zaman kayması olmadan bu işin altından kalkmayı başarmış. Eğer oyuna bilet bulmayı başarabildiyseniz salondan gözyaşları ile ayrılmanız olası. Hazırlıklı olun!
Detay: http://www.istdt.gov.tr/turkce/oyunlar/oyun.asp?lngPlayID=384
Ölüleri Gömün
Bir savaşın bitmesi için ne kadar gencin kanı gerek? Yaşamlarımız neden bir başkasının dilinin ucunda? Ve bu tarz sorular… Tam da Ölüleri Gömün oyununun ben merkezi, izleyiciye sorulanlar.
Biraz kısa sayılmasına karşın şavaşın birçok gerçekliğini insanın yüzüne çarpan muhteşem bir oyun Ölüleri Gömün! Senaryosu, kurgusu bir yana sahne dekorasyonuna hayran kalmamanızın imkanı yok. Yukarıdaki kare en etikeyici sahnelerden birinden… Oyundan diğer görsellereyse bu linkten erişebilirsiniz.
Şayet uygun bir anı yakalarsanız mutlaka bilet edinerek bu değerli oyunu izleyin!
Detay: http://www.istdt.gov.tr/turkce/oyunlar/oyun.asp?lngPlayID=327
8 Mart
Tüm kadınların, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun! Kanların akmadığı, yüreklerin sızlamadığı mutlu günlere…

